İngiltere Temyiz Mahkemesi, Yüz Tanıma Teknolojisinin Hak İhlallerine Yol Açtığına Karar Verdi

1785'te Bentham tarafından, mahkumlar üzerinde sürekli gözetleniyor hissi yaratmak için tasarlanan Panopticon hapishanesi.
1785'te Bentham tarafından, mahkumlar üzerinde sürekli gözetleniyor hissi yaratmak için tasarlanan Panopticon hapishanesi.
1785'te Bentham tarafından, mahkûmlar üzerinde sürekli gözetleniyor hissi yaratmak için tasarlanan ‘’Panopticon’’ hapishanesi.

Karara konu olan olayda Bay Edward Bridges, ilk olarak 2017 yılında alışveriş yaparken ve ardından silah karşıtı bir protestoya katıldığı sırada olmak üzere “iki kez” otomatik yüz tanıma teknolojisiyle (AFR) kendisinden izin alınmadan yüzünün taranarak sisteme kaydedilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 8’deki özel ve aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek 2019 yılında Londra Yüksek Mahkemesi’nde dava açtı. Bay Bridges, Mahkeme’nin hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle başvurusunu reddetmesiyle temyiz yoluna başvurdu. Başvuruyu kabul eden İngiltere Temyiz Mahkemesi; Güney Galler Polis Kuvvetlerinin kullandığı, hassas kişisel verileri toplayan bu teknolojinin suistimale açık, keyfi kullanıma yol açabilen, beraberinde ırksal ve cinsiyet ayrımcılığına sebep olabilecek uygulamaları getirebileceğinden bahisle güvenlik ve özgürlük arasında denge sağlanması gerekliliğine işaret ederek ihlal kararı verdi. Mahkemenin yanı sıra İngiltere Veri Koruma Otoritesi (ICO) söz konusu uygulamanın çok fazla takdir yetkisi tanıdığını ve kişisel verilerin korunmasına aykırı olduğunu belirtti[1].

Dava süreci öncesine ait bir röportaj (2019)

İngiltere Temyiz Mahkemesi 11 Ağustos 2020’de verdiği bu kararda polis kuvvetlerinin otomatik yüz tanıma teknolojilerini yasa dışı kullanmasının özel hayatın gizliliğini, ayrımcılık yasağını ve veri koruma yasasını ihlal ettiğine de değindi. İnsan Hakları Örgütü Liberty’nin ifadesine göre polislerin ırksal ayrımcılık uygulamalarını arttıran bu baskıcı gözetim aracına karşı ilk zafer kazanıldı[2].

Image for post
Image for post
George Orwell’ın 1984 isimli romanından uyarlanan filmden bir kare: ‘’Big brother is watching you.’’

Keza geçtiğimiz Haziran ayında Microsoft teknoloji şirketi Başkanı Brad Smith, yüz tanıma teknolojisinin insan haklarını ihlal etmesini önlemek için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyleyerek IBM ve Amazon şirketlerinin ardından “yasa dışı kullanıyor olmaları sebebiyle” bu teknolojinin yazılımlarını polis teşkilatlarına satmama kararı almıştı[3].

Teknoloji şirketlerinin attığı bu büyük adımın sonrasında Amerika Birleşik Devletleri’nin nasıl bir tutum izleyeceği merakla konuşulurken geçtiğimiz aylarda, okulların açılması hâlinde COVID-19 tedbirleri kapsamında okullarda yüz tanıma teknolojisini kullanmaya ilişkin tartışma yaratan bir duyuru yapıldı. NYCLU Eğitim Politika Merkezi Müdür Yardımcısı Stefanie Coyle, söz konusu biyometrik veri toplayan teknolojilerin ön yargıya, ırksal ayrımcılığa yol açabileceğini ve bu uygulamaların okullarda yeri olmadığını söyledi. Bunun üzerine New York Yasama Meclisinde okullarda yüz tanıma teknolojisini iki yıllığına durdurmak için oy kullanıldı[4].

  • Otomatik yüz tanıma teknolojisinin (AFR) kullanımı konusundaki İngiltere’nin ilk hukuk davası olarak nitelendirilen bu dava, söz konusu teknolojinin ülke genelindeki ve dünya çapındaki geleceğine yönelik bir yol haritası çizmiş gibi duruyor[5].

⚖️

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store