Blokzincir Teknolojisi ve İspat Hukuku

Özet: Blokzincir (Blockchain) teknolojisi adını, 1991 yılında ortaya çıkmasına karşın 2008 yılında bir çeşit şifreli (kripto) para olan bitcoin ile duyurmuştur. Geliştirilen teknoloji, küreselleşen dünyada kendine yeni bir yer edinirken güven olgusunu da yeniden inşa etmiştir. Kripto para transferlerinin yanında daha birçok imkân sunan blokzincir teknolojisinin etki edeceği alanlardan biri de hiç şüphesiz hukuk olacak ve beraberinde anlaşmazlıklar da doğabilecektir. Bu çalışmada öncelikle medeni yargılamada büyük önem taşıyan ispat araçlarından konuyla ilgili olanlarından bahsedilerek blokzincir teknolojisinde delil niteliği incelenecektir.

GİRİŞ

Medeni yargılama hukukunun temel amaçlarından biri de kişiler arasındaki hukuki anlaşmazlıklara adil bir çözüm bulmaktır. Bunun sağlanabilmesi için anlaşmazlığa taraf olanların iddialarını, bunları doğrulayan belgelerini veya diğer delilleri mahkeme huzuruna getirmeleri gerekir. Bir davada kullanılan ispat araçlarının ne olduğu yargılama hukuku normlarınca belirlenmiştir.

Hukuki anlamda ispat, genel itibariyle tarafların iddia ve savunmalarına dayandırdığı vakıaların doğruluğu hakkında hâkim nezdinde kanaat oluşturma faaliyetidir. Buna asıl ispat da denir. Sonrasında karşı taraf, hâkimde uyanan kanaati sarsmak adına ayrıca bir inandırma faaliyetine girişir ki buna da karşı ispat denir. Aksini ispatta ise bir taraf kanuni karineye dayandığı için söz konusu vakıa ispatlanmış sayılır ve karşı taraf ispatlanmış sayılan bu vakıanın aksini ispat etmeye çalışır. Aksini ispat faaliyeti yalnızca adi karinelerde mümkün olup kesin karinelerin aksi ispat edilememektedir (HMK m.190/f.2). Taraflar ispat faaliyetlerinde delil, kanuni karine ve hukuki dayanaklara başvurabilmektedirler. Esasında en tabî hukuk prensibi, hâkimin gerçeği araştırması ve hakikaten vuku bulmuş olan hadiseleri tespit etmesidir. Bu hedefe nasıl ulaşılacağı, onun sağduyusuna bırakılmalıdır ki akıllı kadı fıkrası[1] bu hususta yol gösterici olacaktır.

1. İSPAT KAVRAMI

İspat, bir yük olmanın ötesinde hukuki dinlenilme hakkının bir parçası olduğundan hak arama özgürlüğü kapsamında Anayasa md.36’da güvence altına alınmıştır[2]. Bu hakkın kullanılabilmesi için de iddia ve savunma hakkının tamamlayıcı niteliği olan adil yargılanma hakkına eylemli bir şekilde sahip olabilme imkânının sunulması gerekir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu md.189/1’de ispat hakkının kanuni sınırlar çerçevesinde kullanılması her iki tarafa da tanınmıştır[3].

İspat yüküne ilişkin Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesinde “Herkes hakkını dayandırdığı vakıaların varlığını ispatla mükelleftir.” düzenlemesi mevcuttur[4]. Yani ispat yükü, davada bir vakıa veya olgunun kim tarafından ispat edilmesi gerektiğini belirlemektedir[5]. Örneğin haksız fiil neticesinde zarar gören kişi zarar verenin kusurunu ispatladığı takdirde haksız fiile ilişkin hükümlerden yararlanabilecektir (TBK m. 49 vd.). Bu durumda davacı ne kadar haklıysa da dayandıdığı maddi vakıaları ispat edemezse davasını kaybetmekle karşı karşıya kalacaktır. Yine aynı şekilde davacı, davalı ile aralarında alacak ilişkisi sebebiyle dava açmışsa önce hukuki ilişkiyi ispat edecek; davalıysa, ifada bulunduğunu veya alacağın zamanaşımına uğradığını ispat yükü altında olacaktır. Ancak bu adı üstünde sadece bir yüktür; borç değildir. Davalı ispatı gereken olguyu veya olayı ispat etmeye zorlanamayacaktır. Nitekim davalı bu hâlde söz konusu iddiayı ispat edememiş sayılacak ve bu durum lehine bir karar alınmasına engel teşkil edecektir. Sözün özü bir davanın kazanılması ya da kaybedilmesi, tarafların talep sonucunu, dayandırdıkları hukuk kuralının koşul vakıalarının somut olayda iddia edildiği gibi gerçekleşip gerçekleşmediğinin hâkimin ikna edilmesinde ne derece başarılı olduğuna bağlı olacaktır[6]. Ancak kural bu olmakla birlikte istisnalar da mevcuttur. Örneğin bir hakkın kazanılmasında aslolan iyi niyetin varlığı olduğundan bu durumun aksini iddia eden taraf, kötü niyeti ispatlamak durumunda kalacaktır (TMK m.3). Diğer bir istisnai hâl kanun koyucunun ispat yükünün kime ait olduğunu bizzat düzenleme altına aldığı hususlarda karşımıza çıkmaktadır. Buna örnek olarak; borçlunun borcunu ödediğini ispat etmesi (TBK md 112)[7] gösterilebilir. Bunun yanında HMK md.187/f.1’de “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.” denilerek bir vakıanın ispatının söz konusu olabilmesi için öncelikle ortada tarafların anlaşmazlık yaşadığı çekişmeli bir vakıa olması ve aynı zamanda bu vakıaların anlaşmazlığın kaderini etkileyebilecek nitelikte olması gerektiği vurgulanmıştır. Yoksa dava ile ilgisi olsun veya olmasın her türlü olgunun ispat edilmesi söz konusu değildir[8]. Keza herkesçe bilinen vakıalar (tarihsel olaylar) ve hukuk kuralları hakkında da ispat faaliyetine girişmenin bir yararı olmayacaktır.

2. İKRAR

Hakkında milli hukuk sistemlerince düzenleme öngörülen ayrıca tarafları ispat yükünden kurtaran ikrar, görülmekte olan bir davada taraflardan birinin diğer tarafça ileri sürülen ve aleyhinde hukuki sonuç doğurabilecek nitelikteki maddi vakıanın doğruluğunu yazılı veya sözlü olarak bildirmesidir. Ancak sözlü yapılan ikrar, tutanağa geçirilip ikrar edene imzalattırılmadığı sürece geçerli olmayacaktır. Bu tanımdan yola çıkıldığında yalnızca mahkeme içi ikrarın kapsama alındığı görülmektedir[9].

Tek taraflı irade beyanı ile taraflar gibi vekiller de ikrarda bulunabilir. İkrar kendi içinde 5’e ayrılır. Karşı tarafça ileri sürülen vakıaya hiçbir ekleme-çıkarma yapmadan doğruluğunun bildirilmesine basit ikrar denir. Örneğin davacının, davalıya cep telefonu sattığını söylemesi üzerine davalının “Evet, satın aldım.” şeklindeki beyanı basit ikrardır. Vasıflı (nitelikli-gerekçeli) ikrarda ise basit ikrardaki gibi vakıa doğrulanmakla beraber hukuki niteliğinin iddia edilmiş olandan farklı olduğu ileri sürülmektedir. Örneğin burada davalı, cep telefonunu teslim aldığını ancak bunun söylenenin aksine satış ile değil bağış ilişkisi ile gerçekleştiğini söyleyecektir. Bir diğer ikrar çeşidi olan birleşik ikrarda, karşı tarafça ileri sürülen vakıa kabul edilmekle birlikte bu olayın sonucu olan ilişkinin doğumuna, kullanılmasına engel ya da onu hükümden düşüren başka bir vakıa ortaya atılır. Birleşik ikrar, ileri sürülen diğer bir olayın ikrar edilen vakıa ile arasındaki bağlantının olup olmamasına göre bağlantılı/bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu gibi durumlarda eklenen vasıf ya da vakıa söz konusu olduğudan ispat yükünün, ikrarına vasıf ya da vakıa ekleyene mi yoksa karşı tarafa mı düşeceği (ikrarın bölünüp bölünememesi) sorunu ortaya çıkmaktadır[10].

İkrarın bölünmesi hâlinde ispat yükü yön değiştirmiş olacaktır. Yani vakıaya dayanan taraf ispat yükünden kurtulacaktır. Basit ikrarda vakıa olduğu gibi kabul edildiği için ikrarın bölünmesinden söz edilemeyecektir. Doktrinde vasıflı ikrarın bölünemeyeceği kabul edilmiştir. Bağlantısız bileşik ikrarın bölündüğü görüşü hâkim olmakla birlikte bağlantılı bileşik ikrarın durumu tartışmalıdır[11].

Ayrıca maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemeyeceği gibi ıslah yaparak ikrarın hükümsüz kılınması da mümkün olmaz (HMK m.188/f.2).

3. İSPAT ÖLÇÜSÜ

Hukukumuzda önemli bir yere sahip olan ispat ölçüsü, tarafların iddia ve savunmalarını dayandırdıkları maddi vakıaların hâkim nezdinde ispat edilmiş sayılabilmesi için aranan kanaatin derecesi olarak tanımlanabilir. Hâl böyle olunca bazen tam ispat aranabilirken bazen de yaklaşık ispat yeterli görülmektedir. Asıl ispat ölçüsü olan tam ispat, hâkimin o vakıanın doğruluğu hakkında tam bir vicdani kanaate erişmesini gerektirir. Yaklaşık ispat ise çoğu zaman delil elde etmenin zor olduğu durumlarda veya acele karar verilmesi gereken durumlarda başvurulan istisnai bir ispat ölçüsüdür[12]. Ancak belirtmek gerekir ki burada göz önünde tutulan, vakıanın doğru olma ihtimalinin yanlış olma ihtimalinden çok daha yüksek olduğudur. Yani esasında iddianın yanlış olma ihtimali de varlığını korur.

İspat hukukunda karineler de bir o kadar önem arz eder. Zira karineler, bilinen bir olaydan bilinmeyenler hakkında sonuç çıkarılmasına yardımcı olduklarından bunlara dayanan taraf artık o hususu ispat etmekten kurtulacaktır. Şöyle ki karineler, fiili ve kanuni olmak üzere ikiye ayrılır. Eğer hâkim yaşam deneyiminden bizzat bilinen bir olaydan bilinmeyen bir olayı aydınlatmak adına çıkarımda bulunuyorsa fiili karine söz konusu olacaktır. Fiili karinelerin aksi ispat edilebilmektedir. Yargıtay’ın, anne ve babanın müşterek çocuklarının haksız fiil sonucu ölmesi nedenli destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini, çocukların anne-babaya destek oldukları fiili karinesine dayandırarak kabul ettiği kararı[13] örnek gösterilebilir. Senedin borçluya iade edilmesi, senedin yırtılmış olması, kapalı faturanın düzenlenmiş olması[14] gibi hâller ise borcun ödendiğine karine teşkil edecektir[15].

Bilinen bir olaydan bilinmeyen olay hakkında sonuç bizzat kanun tarafından çıkarılmışsa burada kanuni karine söz konusu olacaktır. HMK md 190/f.2’den de anlaşılacağı üzere kanuni karineler ispat yükünün istisnası niteliğindedir[16]. Kanuni karine lehine olan tarafın yalnızca karinenin temelini oluşturan vakıayı ispat etmesi yeterlidir. TMK md.31’e göre öldüğüne kesin gözle bakılacak bir olayda kaybolan kişinin ölmüş sayılması (ölüm karinesi), TMK md.29’a göre bir olayda birden fazla kişi ölmüş ise ve hangisinin önce veya sonra öldüğünün tespit edilememesi durumunda hepsinin aynı anda ölmüş sayılacağı (birlikte ölüm karinesi) TMK md 32’ye göre ölüm tehlikesi içerisinde kaybolan ya da kendisinden uzun süreden beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa gaiplik kararı alınabilmesi (gaiplik karinesi) gibi olay karinelerinin yanında; babalık karinesi[17], iyiniyet karinesi gibi hak karineleri de mevcuttur. Bunun yanında kanuni karineler ulaşılan sonucun aksinin ispat edilip edilememesine göre aksi ispat edilebilen (adi karine) ve aksi ispat edilemeyen (kesin karine) olarak ikiye ayrılmaktadır. Yargıtay’ın, Adres Kayıt Sisteminde bulunan yerleşim yerine ilişkin kaydın beyana dayalı olarak oluşturulmakta olduğu, yerleşim yerine kesin karine teşkil etmeyeceği ve buradaki kaydın aksinin ispatının mümkün olduğuna ilişkin verdiği karar adi karineye örnek gösterilebilir[18]. TMK’nın “Hiç kimse tapu sicilinde kayıtlı olan bir hususu bilmediğini ileri süremez.’’ ve “Evlenme kişiyi ergin kılar.’’ hükümleri ise kesin karine örneklerindendir.

4. İSPAT ARAÇLARI

İspat faaliyetinde kullanılan araçlar, ispat araçları ya da deliller olarak adlandırılır. Türk hukukunda serbest delil sistemi tercih edilmiştir[19]. Başka bir deyişle kanunda düzenlenmiş belirli bir delil ile ispat zorunluluğu her zaman bulunmamakta, düzenlemesi olmayan delillerle de ispat faaliyeti gerçekleştirilebilmektedir[20]. Deliller, hâkim nezdinde değerlendirilmelerine göre takdiri ve kesin deliller olarak ikiye ayrılır. Hâkim, önüne gelen uyuşmazlıktaki delilleri bazı istisnalar dışında kural olarak serbestçe değerlendirir(HMK Md. 199/f.1) ve bu istisnalardan anlaşılması gereken kesin delillerdir[21]. Örneğin yemin, kesin hüküm ve senet kesin delil olmakla beraber; keşif, bilirkişi ve tanık takdiri delildir.

4.1.Kesin Deliller

4.1.1. Senet

Usul hukukunda belge[22], senedi de içine alan bir kavramdır. Bir belgenin senet olarak kabulü için yazılı ve imzalı olması yanında bir vakıaya ilişkin irade beyanı içermesi gerekmektedir[23]. Senedin delil niteliğini haiz olabilmesi için bu amaçla kullanılmak üzere düzenlenmiş olması gerekmez. Zira taraflar aralarındaki hukuki ilişkinin geçerliliğini sağlamak amacıyla da senet düzenlemiş olabilirler. Burada dikkat edilecek husus, düzenlenmiş olan senedin kanunun aradığı şartları taşıyıp taşımadığıdır. HMKmd.205/f.2; “Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler, senet hükmündedir.” denilerek dijital verilerin, güvenli elektronik imza ile imzalandıklarında senet hükmünde olabilmeleri, kanunun aradığı diğer şartlara da sahip olmaları hâlinde mümkündür denilebilir[24]. Ayrıca senedin, hâkimin vicdanı kanaatinin oluşmasındaki yeri büyüktür. Örneğin tanık delili, senet kadar güvenilirliğe sahip değildir. Kaldı ki HMK md. 200/f.1’de belli bir parasal miktarın üzerindeki vakıaların senetle ispatının zorunlu olduğu düzenlenmiştir[25].

4.1.2. Yemin

Hukukumuzda ispat yükü kendisine düşen tarafa, o vakıayı başka deliller ile ispat etmenin mümkün olmadığı hâllerde yemin teklif etme imkânı tanınmıştır. Bu beyan tarafın; namusu, şerefi ve kutsal saydığı tüm değerleri üzerine gerçekleştirdiği bir açıklama olarak da nitelendirilebilir[26]. Kanunun eski hâlindeki hâkimin de re’sen yemin teklif edebileceği düzenlemesi yapılan değişiklikle beraber kaldırılmıştır, artık yalnızca davanın tarafları yemin teklif edebileceklerdir. Dolayısıyla vekil yemin teklif edemeyecektir. HMK md.225 uyarınca yeminin, kişinin kendisinden kaynaklanan ve davanın çözümü bakımından önemli olan çekişmeli vakıalar ile ilgili olması gerekir. Bunun yanı sıra yeminin konusunu oluşturamayacak hususlar HMK m.226/f.1’de düzenlenmiştir. Bunlar: tarafların serbestçe üzerinde tasarruf edemeyeceği vakıalar (soybağı reddi, babalık davası, boşanma/ayrılık davaları vb.)[27]; bir işlemin geçerliliği için kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller; yemin edecek olan kişinin haysiyet ve şerefini ilgilendiren veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar olarak sıralanabilir.

4.1.3. Kesin Hüküm

Kesin hükmün olumsuz dava şartı olmasının yanında bir de kesin delil olma işlevi bulunmaktadır. Ayrıca kesin hüküm: şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm olarak iki ayrılır. Bir hükmün maddi anlamda kesin hüküm olabilmesinin şartları HMK md303/1’de, “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için; her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” şeklinde düzenlenmiştir. Anlaşılacağı üzere maddi anlamda kesinleşmenin gerçekleşebilmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşme gerekir. Bir hükmün şekli anlamda kesinleşmiş olmasından ise sözü edilen hükme karşı tüm olağan yasa yollarının kapanmış olması anlaşılır.

4.2. Takdiri Deliller

4.2.1.Tanık

Tarafların arasındaki çekişmeli vakıalar ile ilgili olarak bilgisine başvurulan kişiye tanık denir. Tanığa yalnızca gördükleri ve duydukları sorulacak, tanığın beyanları hâkimin vicdani kanaate varmasında bir basamak olacaktır. Eğer ki tanık beyanına dayanılarak bir karar verilirse gerekçesinin kararda gösterilmesi gerekecektir. Kural olarak herkes tanıklık yapabilir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında, akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürmezken; işveren aleyhine açılmış davalarda, davacı tanığı olarak dinlenecek kişilerin tanıklıklarına kural olarak tek başına itibar edilmemesi; diğer yan kanıtlarla birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerektiği benimsenmiştir[28].

4.2.2.Keşif

Hâkimin uyuşmazlık konusu şeyi bizzat inceleyerek bilgi edinmesi faaliyetine keşif adı verilir. Keşif kararı, sözlü yargılamaya kadar tarafların talebi üzerine veya hâkim tarafından re’sen alınabilmektedir. Keşif konusu şey mahkemenin yargı çevresi dışındaysa inceleme istinabe[29] suretiyle yapılır (HMK m.289). Taşınır ve taşınmazlar üzerinde keşif yapılabileceği gibi kişiler üzerinde de inceleme yapılabilmesi mümkündür[30]. Örneğin herkes, zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmak ayrıca sağlık yönünden de bir tehlike oluşturmamak kaydıyla soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorunda kalacaktır. Haklı bir sebep olmaksızın kişinin bu kararın yerine getirilmesinden kaçınması hâlindeyse hâkim, incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verecektir (HMK m.292).

4.2.3.Bilirkişi

Mahkeme huzuruna getirilmiş uyuşmazlığın genel bilgi ya da tecrübe ile çözülemediği, özel veya teknik bir bilgiyi gerektiği hâllerde taraflardan birinin yahut hâkimin re’sen talebi üzerine bilirkişinin oy ve görüşüne başvurularak vicdani kanaate varılabilmektedir. Bilirkişiler, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınarak bilirkişilik bölge kurulu tarafından hazırlanan listeden seçilmektedirler. Seçilen bilirkişiler tarafsız olmak zorundadır. Zira kasten gerçeğe aykırı rapor düzenlemeleri hâlinde cezai sorumlulukları doğabilecektir. Düzenlenecek bilirkişi raporları uyuşmazlığın çözümünde ispata yardım eden bir araç olacaktır[31].


5.Blokzincir Teknolojisi

Blokzincir teknolojisinin tanınması bir çeşit kripto para olan bitcoin ile olmuştur. Bu sebeple, bugün birçok alanda kullanımda olmasını sağlayan bitcoinin çıkış hikâyesinden başlamak yerinde olacaktır[32].

Bitcoin, bir şifreli (kripto) para ve ödeme sistemidir. 2008 yılında bu sistem Satoshi Nakamoto[33] adında biri/birileri tarafından metzdowd.com adlı sitede 9 sayfalık bir pdf olarak yayımlanmıştır. “Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System” (kullanıcıdan kullanıcıya elektronik ödeme sistemi) başlıklı söz konusu makalede Bitcoin, elektronik para birimi olarak tanıtılmıştır[34]. Adeta parayı yeniden tanımlayan bu sistem merkezi olmayan dağıtık[35] bir yapıyı öngörmektedir.

Ülkemiz açısından gerek miktarları gerek özellikleri farklı olan kripto paraların ( örn; bitcoin,ethereum, litecoin,dash vb.) durumu değerlendirildiğinde hâlihazırda bir hukuki statü tanımlanmış değildir. Yasal düzenlemenin olmayışı sebebiyle bu alana güvencesiz bakarak çekingen yaklaşanlar olduğu gibi aracı kurumların olmamasını, vergi yükünün getirilememesini fırsat bilenler de elbette ki bulunmaktadır. Burada asıl mesele kripto paraların bir çeşit zincir (blockchain) kullanmalarıdır. Şöyle ki blokların birbirlerine zincir gibi bağlandığı dağıtık bir veri tabanı olarak adlandırılan blokzincirdeki her bir veri şifrelenmiş bir şekilde sistemdeki bloklara kaydedilmekte[36] ve kaydedilen her bir verinin zaman damgası bulunmaktadır[37]. Herkes tarafından tutulabilen bu kayıtlar, şifrelenmiş bir biçimde açık bulunmakta yani sistemin sahibi herkes olmaktadır. Tam da burada madencilikten bahsetmek gerekir. Madencilik, madenci denilen kimselerin özel bilgisayarlar yardımıyla en kısa sürede blok oluşturmasına ve sonucunda ödül (bitcoin[38]) kazanmasına olanak sağlayan, herkes tarafından yapılabilen bir iştir. Öte yandan akıllara bu verilerin kötü niyetlilerce değiştirilebilme fikri gelmekteyse de bu pek mümkün değildir. Zira her bloğun girdisi kendisine bağlanan bloğun Hash’ini oluşturmaktadır[39]. Böylelikle bir zincirdeki değişiklik diğer bir zincirde de değişikliğe yol açacağından bu blok sistemiyle güvenilmeyen işlemlerin önlenmesi amaçlanmıştır[40]. Nitekim kötü niyetlilerin sisteme girerek değişiklikler yapabilmesi hesaplama güçlerinin tüm sistemin hesaplama gücünün en az %51’i olması hâlinde mümkündür[41]. Her yeni bilgi Blokzincire eklendiğinde zincir üzerindeki nodların(verilerin depolandığı bilgisayarlar) yarısından fazlasının bunu kabul etmesi gerekir ki bu da Blokzincir’i dolandırılmaktan korur. Bir kez girilen şifreli bilginin hacklenerek değiştirilmesi işlem gücünün çoğunluğu dürüst düğümlerde olduğu sürece neredeyse imkânsızdır[42]. ABD’de 2017 yılında 15,4 milyon hesabın hacklendiği göz önünde alınırsa açık ve özel anahtarlara sahip bir Blokzincir, çift şifreleme mekanizması sayesinde kullanıcıların kimliklerinin dijital olarak doğrulamasını sağlamakta, yanlış anahtarın yayılmasını, veri kurcalamayı veya hırsızlığa karşı riskleri ortadan kaldırmaktadır[43].

Bu bilgiler ışığında bitcoin transferi yapabilmek için öncelikle bir cüzdana sahip olmak gerekmektedir. Sonrasında özel anahtar (private key) ve açık anahtar(public key) olmak üzere iki anahtar bulunur. Bunlardan özel anahtar bizim banka hesabımıza girerken kullandığımız şifremize; açık anahtar ise banka hesap bilgilerimizden olan IBAN numaramıza karşılık gelmektedir[44]. Bundan sonrasında tıpkı mevcut düzendeki bankacılık işlemleri gibi bitcoin transferi gerçekleştirilecek kişinin sayı ve harflerden oluşan açık anahtarı istenir ve şahsa ait olan özel anahtarın kullanılmasıyla dijital imza atılarak işlem tamamlanır[45]. Kişi böylelikle özel anahtarını kullanarak aracısız bir şekilde dilediği saatte dilediği yere çok kısa bir süre içerisinde bitcoin transferini gerçekleştirecektir. Tekrarlanan harcamanın önlenebilmesi adına da transfer esnasında madenciler, yapılan bu işlemi tek tek doğruladıktan sonra bloğa ekleyeceklerdir.

5.1. Delil Niteliği

HMK md.199 uyarınca Blokzincir’e kaydedilmiş veriler belge niteliğini haizdir ve md. 202/f.2’deki şartların bulunmasıyla delil başlangıcı olarak da nitelendirilebilirler[46]. Zira elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılarının bu kanuna göre belge sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Elektronik belge ile kastedilen, elektronik verilerin bir bütün hâlinde şifrelenmiş bir şekilde bulundurulmasıdır. Bundan hareketle elektronik sözleşmelerde fiziki (el ile atılmış) bir imza bulunmadığından bu durum ispat hukukunun doğrudan uygulanamamasına yol açmaktadır. Ancak dijital imza özel anahtarın sahibince atıldığından güvenli e-imzanın yerini tutabileceği ve dijital verilerin senet niteliğine sahip olabileceği söylenebilir[47]. Nitekim elektronik ticaretin gelişmesi ve elektronik imzanın kullanıcılar tarafından benimsenmesi için açık ağ sistemine güven duyulmasının sağlanması gerekir[48]. Bu güven ortamı da hukukî düzenlemelerle sağlanabilir.

Elektronik imzanın; inkâr edilemezlik, doğrulama, erişim kontrolü ve bütünlük gibi dört temel özelliği bulunmaktadır. Buradaki bütünlük, verinin gönderilmesi ile beraber mesaj içeriğinin değişememesini, mesajın hiçbir şekilde alıcının gizli anahtarına (private key) sahip olmayan biri tarafından açılamayacağı ve göndericinin de mesajı artık değiştiremeyeceği şeklinde tezahür edecektir. Hâl böyle olunca eğer ki bu imza, Elektronik İmza Kanun’u anlamında bir güvenli e-imza ise Blokzincir’deki dijital veriler, HMK anlamında senet niteliğinde olacaktır[49].

Hukukumuzdaki belli bir parasal sınırı aşan hukuki işlemlerin senetle ispat edilmesi zorunluluğu öngörülmüştür. Öyleyse Blokzincir teknolojisi kullanılarak yapılan kripto para transferlerine ilişkin işlemlerin kanunda belirtilen bu sınırın üzerinde olması hâlinde (2021 sınırı 4.880 ₺) senetle ispatı gündeme gelecek ve söz konusu şifreli paranın TL’ye dönüştürülerek değerinin hesaplanması yoluna gidilecektir. Bu minvalde medeni yargılamada kural olarak taraflarca getirilme ilkesi bulunduğundan blokzincirdeki kayıtlar, siber suçların tespitindeki gibi ekran görüntüsüyle ya da hâkimin keşif yapabileceği incelemeye uygun bir ortama aktarılarak mahkemeye sunulabilir[50]. Kaldı ki HMK madde 266’da teknik/ özel bilgi gerektiren işlemlerde bilirkişiye başvurabileceği düzenlendiğinden hâkimin bu aşamada bir bilirkişi ataması imkân dâhilindedir. Yapılmış bir sözleşmenin tamamının yahut belli başlı kısımlarının blokzincire kaydedilerek güvenli ve şeffaf bir şekilde saklanması yoluna gidildiğindeyse taraflar, sözleşmenin ispatı için Hash değerlerini mahkemeye sunma yoluna gidebileceklerdir.[51] Zira sisteme kayıtlı sözleşme metninde bir harfin dâhi değişimi Hash değerinin farklı çıkmasına neden olacaktır.

SONUÇ

Mevcut sistemde bankalar tarafından merkeziyetçi bir kontrol ile sağlanan transfer işlemleri, Blokzincir teknolojisiyle dağıtık(merkezsiz) bir yapıyla gerçekleştirilmektedir. Bu hususun ispat hukuku açısından konu özelinde değerlendirmelerinden anlaşılacağı üzere Blokzincir’deki veriler; teknik destekle dış âleme aktarılabildiklerinden HMK md. 199 uyarınca belge, özel anahtar ile atılan dijital imzanın güvenli elektronik imza niteliğinde olduğu ya da kayıtlı verinin dışarı aktarılıp imzalandığında senet, HMK md. 202/f.2’deki şartların oluşmasıyla da delil başlangıcı niteliğini haiz olarak kabul edilebileceklerdir[52]. Blokzincir sistemini kullanıp paranın veya bir bilginin anlaşma şartlarına göre transferini gerçekleştirerek sözleşmenin ifasını sağlayan akıllı sözleşmelerin de güvenilir ve şeffaf bir yapıya sahip olmaları sayesinde ispat açısından değerleri azımsanamayacak derecede büyüktür.

[1] “Davacı, davalıdan ödünç olarak vermiş olduğu 20 altını iade etmesini ister fakat davalı ondan böyle bir ödünç almamış olduğunu söyler. Davacı 20 altınını bir incir ağacının altında vermiş olduğunu yineleyip durur ancak hiç şahidi yoktur. Davalı da böyle bir incir ağacından haberi olmadığını ifade eder. Bu sırada kadı, davacıya hitaben ‘Git, şahit olarak o incir ağacını alıp buraya getir.’ der. Davacı hayretler içerisinde çıkıp gider; bir müddet sonra kadı birdenbire ‘davacının çoktan geri dönmüş olması lazım’ deyince davalı hemen ‘Olamaz kadı efendi, zira o incir ağacı buradan çok uzakta.’ diye cevap verir.’’ Bkz. Medeni Usul Hukukunda Delillerin Takdiri, Yazan: Prof. Dr. Anved BLOOMEYER, Çev. Doç. Dr. Turgut AKINTÜRK

[2] AY md 36; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.’’

[3] HMK md 189/1; “Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir.’’

[4] Genel kural bu olmakla beraber, yine aynı hükme “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça’’ ibaresi eklenerek istisnaların olabileceği vurgulanmıştır. Bu istisnalar; ikrar edilen olgular, hayatın olağan akışına uyan olgular, herkesçe bilinen (maruf ve meşhur vakıalar), kanun hükümleri ile ispat yükünün özel olarak düzenlendiği hâller, kanuni karine veya faraziye dayanılması şeklinde sıralanabilir.

[5] KAYIHAN/ÜNLÜTEPE, Medeni Hukuka Giriş ve Türk Medeni Kanunu’nun Başlangıç Hükümleri, s.411

[6] PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, Medeni Usul Hukuku, s.341.

[7] TBK md 112; “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilemezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.’’ denilerek sözleşmeden kaynaklanan sorumluluklarda ispat yükü borçluya yüklenmiştir.

[8] EDİS, s.359; KAYIHAN, Temel Kavramlar, s.402; KAYIHAN /ÜNLÜTEPE, S. 166.

[9] “İkrar, yapıldığı yere göre mahkeme içi ikrar ve mahkeme dışı ikrar olmak üzere ikiye ayrılır. İkrarın mahkeme içinde yapıldığından söz edilebilmesi için mahkemeye hitaben yapılmış olması ve mahkemeye verilen dilekçelerde yer alması gereklidir.’’ Bkz: Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 1993/2, Türk Medeni Yargılama Hukukunda İkrarın Bölünüp Bölünemeyeceği Sorunu, s.220

[10] TBB Dergisi, 1993/2, Türk Medeni Yargılama Hukukunda İkrarın Bölünüp Bölünemeyeceği Sorunu, s.212

[11] Yargıtay, bağlantılı bileşik ikrarın bölünebileceği görüşündedir. Bkz. Yargıtay 13. HD, E. 2004/15471, K. 2005/3123, T. 2.3.2005, Kazancı İçtihat Bankası.

[12] Yaklaşık ispatın arandığı hâl bkz. HMK madde 390/3; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.’’

[13] Bkz. Yargıtay-İBBGK. , E.2016/5 K. 2018/6 T. 22.6.2018

[14]…Satıcının düzenlediği faturanın alt kısmına kaşe ve imza koymasına faturanın kapatılması (akide edilmesi) denir ve bu durum ticari bir örf ve adet kuralı olarak bedelin tahsil edildiğini gösterir; bu aksi ispatlanabilen bir karinedir.’’ Yargıtay HGK, E. 2013/19–1950, K. 2015/1251, T. 22.4.2015

[15] KAYIHAN/ÜNLÜTEPE, Medeni Hukuka Giriş ve Türk Medeni Kanunu’nun Başlangıç Hükümleri, s.418

[16] HMK md 190/f.2; “Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.’’

[17] KAYIHAN/ÜNLÜTEPE, s.416
TMK md 285/1 ‘e göre; “Evlilik devam ederken veya evlilik sona ermesinden itibaren 300 gün içinde doğan çocuğun babası kocadır.’’

[18] Bkz.Yargıtay 2.H.D 2016/9751 E. 2018/1095 K Ocak 2018; “Eşinden ayrı yaşamak durumunda olan kadının başka bir yerde kalma olanağı bulunmadığı takdirde baba evine dönmesi ve burasının yerleşim yeri sayılması hayatın olağan akışına uygun düşer. Bu fiili karinenin aksinin kabulünü gerektirecek bir delil bulunmamaktadır.’’

[19] Pekcanıtez/Atalay/Özekes s.351; BİLGİLİ/CENGİL, Medeni Usul Hukukunda İspat Aracı Olarak Blockchain, s.6

[20] HMK’da İspat ve Deliller başlığında senet, bilirkişi raporu, tanık beyanı, yemin ve keşif olmak üzere düzenlemeye gidilmişse de md.192 gereğince bu sayımın tahdidi olmadığı yönünde bkz. Tanrıver, s. 817–818; Budak/Karaaslan s.232, N. 35.

[21] BİLGİLİ/CENGİL, Medeni Usul Hukukunda İspat Aracı Olarak Blockchain, s.6

[22] HMK md199/f.1; “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.’’

[23] Senet, “Bir kimsenin kendi aleyhine hazırladığı veya aleyhine sonuç doğuran yazılı bir belge’’ olarak tanımlanmaktadır. (Perkcanıtez/Atalay/Özekes, s.358 N.1556.; Postacıoğlu, s.596)
BİLGİLİ/CENGİL s.7; Bir yazılı belgenin senet niteliğini taşıması için kişinin aleyhine delil teşkil etme amacıyla oluşturulmuş olmasının gerekmediği görüşü için bkz. (Kuru, s.346)

[24] BİLGİLİ/CENGİL s.8

[25] HMK md.200/f.1; “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri 4.480TL’yi (2020 parasal sınırı) geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir…’’

[26] Mert Kaya, Medeni Usul Hukukunda Delillerin Gösterilmesi, Yüksek Lisans Tezi, Mersin/Nisan-2019, s.40

[27] ÖZMUMCU, Türk Hukukunda Yargıtay Kararları Işığında Re’sen Araştırma İlkesi, S.D.Ü Hukuk Fakültesi Dergisi MİHBİR Özel Sayısı, s.157

[28] HGK, 20.11.1996, E. 1996/2–684, K. 1996/814; HGK,8.2.2017, E. 2014/22–2133, K. 2017/221

[29]Farklı yargı çevrelerindeki mahkemelerin, yargısal iş ve işlemlerinin kendi adına yapılması için birbirlerinden hukuki yardım istemelerine istinabe adı verilir.’’

[30] KURU, Medeni Usul Hukuku (İstinaf Sistemine Göre Yazılmış), Eylül 2019

[31] Yusuf Karakoç, Yargı Kararları Işığında Vergi Sorunlarının Çözümü, DEÜ Hukuk Fakültesi Döner Sermaye İşletmesi Yayınları No:69, 1996, s. 113

[32] “Alibaba, sahte ürün satışını engellemek amacıyla blockchain teknolojisinden yararlanarak ürünlerine dijital pasaport vermektedir.’’ Bkz: https://medium.com/@kamilhasan16/g%C3%BCn%C3%BCm%C3%BCz-i%CC%87%C5%9Fletmeleri-i%CC%87%C3%A7in-blockchainden-faydalanma-y%C3%B6ntemleri-41578b1cbd06

[33] Kim olduğu hakkında net bir bilgi yoktur. Kimi kaynaklarda bir ekip ya da Japonya’da yaşayan bir kişi olduğu söylenmektedir.

[34] https://medium.com/@simabaktas; Yeni Dünya Düzeninde: Blockchain Teknolojisi

[35]Yapılan transferlerdeki kayıtların herkes tarafından tutulabildiği bu yapıya Dağıtık Defter Teknolojisi (Distributed Ledger Technology-DTL) denir.” Bkz. https://medium.com/blokzincir

[36] İlk bitcoin hesabının yıllar önce gerçekleştirdiği işlemler dâhi görülebilmektedir.

[37] BİLGİLİ/CENGİL, Medeni Usul Hukukunda İspat Aracı Olarak Blockchain, s.2

[38] Karşılığı bulunmadığı için para ve bir merkeze bağlı olmadığı için de hisse senedi olarak adlandırılamayacağı görüşü için bkz; Arş. Gör. Alperen Polat, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Hukuki Boyutlarıyla Blokzincir; Blokzincir ve Yapay Zekâ Boyutuyla Hukuk, TUBİTAK Blokzincir Araştırma Laboratuvarı Ulusal Blokzincir Çalıştayına Gönderilen Bildiriler, s.11

[39] Bkz: BİLGİLİ/CENGİL, s.2: “Her bloğun bir kapasitesi vardır ve bu kapasite dolduğunda Hash (bloğun parmak izi gibidir) adı verilen bir çıktı oluşturulur. Kapasite dolduktan sonra üretilen her bir blok bir önceki bloğa bağlanır ve zincir hâlini alır.’’

[40] GÜVEN/ŞAHİNÖZ, Blockzincir Kripto Paralar Bitcon, s.53 vd.

[41] BİLGİLİ/CENGİL, s.3

[42] Nakamoto , Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System, s.8

[43] Sefa ERBAŞ, Reklamcılıkta ve Pazarlamada Yeni Nesil Teknoloji; Blockchain, s.717

[44] BİLGİLİ/CENGİL, s.4

[45] BİLGİLİ/CENGİL, s.5

[46] BİLGİLİ/CENGİL, s.8
HMK m.202: “Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.’’

[47] BİLGİLİ/CENGİL, s.9

[48] KAYA, Medeni Usul Hukukunda Delillerin Gösterilmesi Tezi, Mersin/Nisan-2019

[49] BİLGİLİ/CENGİL, s.9

[50] BİLGİLİ/CENGİL, s.9
Ayrıca bkz: https://esranurmaral.medium.com/d%C3%BCnya-mahkemelerinin-blockchain-teknolojisine-i%CC%87lgisi-196b7490736a; Hangzh İnternet Mahkemesi, internet ile ilişkili davalarda blockchain ortamındaki kayıtları hukuki delil olarak kabul etmiş ve ilk dava buradan elde edilen dijital deliller ile görülmüştür.

[51] BİLGİLİ/CENGİL, s.10
Akıllı sözleşmeler, Ethereum blockchain’inin üzerine yerleştirilen ve çalıştırılan programlar veya betiklerdir. Bkz:https://www.binance.vision/tr/blockchain/history-of-blockchain

[52] BİLGİLİ/CENGİL, s.13

[53] Av. Esen Esener, Akıllı Sözleşmeler (Smart Contracts) Neden ‘’Akıllıdır’’?

KAYNAKÇA

Prof.Dr.iur. Fatih BİLGİLİ, Arş.Gör.M.Fatih CENGİL, Medeni Usul Hukukunda İspat Aracı Olarak Blockchain Teknolojisi, https://cukurova.academia.edu/MFatihCengil

Prof.Dr. Anved BLOOMEYER, Medeni Usul Hukukunda Delillerin Takdiri, Çev. Doç.Dr. Turgut AKINTÜR,https://docplayer.biz.tr/51255711-Medeni-usul-hukukunda-delillerin-takdiri.html

KAYIHAN/ÜNLÜTEPE, Medeni Hukuka Giriş ve Türk Medeni Kanunu’nun Başlangıç Hükümleri, Seçkin,Ankara 2016

PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, Medeni Usul Hukuku ,7.Baskı, Ekim 2019

Dr.Süha TANRIVER, Türk Medeni Yargılama Hukukunda İkrarın Bölünüp Bölünemeyeceği Sorunu, http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m1993-19932-971

Mert KAYA, Medeni Yargılama Hukukunda Delillerin Gösterilmesi Yüksek Lisans Tezi, Mersin, Nisan 2019

Öz MUMCU, Türk Hukukunda Yargıtay Kararları Işığında Re’sen Araştırma İlkesi, SDU Hukuk Fakültesi Dergisi MİHBİR Özel Sayı, s.157

Av. Esen ESENER, Akıllı Sözleşmeler ( Smart Contracts) Neden Akıllıdır?, https://startuphukuku.com/akilli-sozlesmeler-smart-contracts-neden-akillidir/

Baki KURU, Medenî Usul Hukuku Ders Kitabı (İstinaf Sistemine Göre Yazılmış), 3.Baskı, Eylül 2019

Yusuf KARAKOÇ, Yargı Kararları Işığında Vergi Sorunlarının Çözümü, DEU Hukuk Fakültesi Döner Sermaye İşletmesi Yayınları No:69, 1996, s. 113

NAKAMOTO , Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System, https://www.bitcoinhaber.net/2014/05/bitcoin-makale.html, s.8

Mustafa TOPALOĞLU, Elektronik Ticarette Ödeme Sistemleri: Kredi Kartları, Elektronik Para, Elektronik Çek, Terazi Hukuk Dergisi Cilt: 12, Sayı:130 | Haziran 2017 s.70–80

https://medıum.com/simabaktas; https://medıum.com/blockzincir ; https://www.binance.vision/tr/blockchain/history-of-blockchain

Arş. Gör. Alperen POLAT, Hukuki Boyutlarıyla Blockzincir; Blockzincir ve Yapay Zeka Boyutlarıyla Hukuk, https://blockchain.bilgem.tubitak.gov.tr/document/Calistay_bildirileri.pdf

Sefa ERBAŞ, Reklamcılıkta ve Pazarlamada Yeni Nesil Teknoloji; Blockchain, https://www.academia.edu/sefaerbas s.717

Dr. Vedat GÜVEN, Erkin ŞAHİNÖZ; Blockzincir Kripto Paralar, Bitcoin, Satoshi Dünyayı Değiştiriyor, Haziran 2018

*Bu yazımda aynı konudaki çalışmalarıyla bana ilham olan Prof.Dr. Fatih BİLGİLİ ve Arş.Gör.M.Fatih CENGİL’e teşekkürleri borç bilirim.

⚖️

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store